Warning: Parameter 3 to botRokZoom() expected to be a reference, value given in /home/sakinnet/public_html/libraries/joomla/event/dispatcher.php on line 136
Televizyon Çocukların Nesi Olur?

Bu yazı 2470. kez sizin tarafınızdan okunuyor.

IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás
(2 oy, ortalama 5.00 de 5)
Rehberlik - Anne Babalara Rehberlik
Yazar Administrator   
Çarşamba, 07 Temmuz 2010 22:10

 

Çağın en harika icatlarından olan televizyon, insanları özellikle çocukları eğlendirmekte ve zamanlarını almakta çok mahir. Bu cümleden yola çıkarak başlığa cevap olarak ‘televizyon çocukların hem annesi hem babası hem de arkadaşı’ desek abartmış olmayacağız. İzah isteyenler yazının devamına müraccat etsin.

Medyada çıkmış iki örnekle açıklayalım: 9 yaşındaki öğrenci karnesindeki kırıkları gören ve üzülen babasına ‘Üzülme notlarımı düzeltebilirim öğretmenime zehirli bir çikolata götüreyim götüreyim mesele kökten hallolur. Geçenlerde televizyonda bir adam karısını böyle öldürdü kimse duymadı.’1 Diyerek çözüm sunuyor. Psikolog Jung Bay Ra’nın yaptığı bir araştırma: ‘Babanızı mı yoksa televizyonu mu daha çok seviyorsunuz?’ sorusuna ankete katılan çocukların % 44’ü TV, ‘anneniz mi TV mi’ sorusuna TV diyenlerin oranı ise % 20’dir.2 Tüyler üerpertici değil mi?

Çocuklar yılda 1500 saatini TV başında, 900 saatinide okul sıralarında geçirmekte. 3 Çocuklar nerdeyse okulda geçirdiği zamanın iki katını televizyon başında harcamakta bu yüzden de insanın en önemli-verimli çağı olan bu dönemi televizyonla körelmektedir. Batılıların aptal kutusu dedikleri bu icat biz büyüklerden nasıl eş, dost ve akraba ziyaretleriyle birlikte, aynı evdeki insanların bile konuşmalarını alıp götürdüyse, çocuklardan da en güzel hayallerini, oyunlarını, hoplayıp zıplamalarını satın almış karşılığında da onlara sanal bir dünya vermiştir. Bilinç altlarına hergün yüzlerce hatta binlerce cinayet, kavga, savaş, soygun, intihar gibi sahneler sokmakta. Çocuklar da zamanla bunları kanıksamaktadırlar.

Ekranda art arda geçen anlık imaj ve görüntüler kalp ve kafa süzgecinden geçmeden alındığı ve uzun vadede yavaş yavaş tesirini gösterdiği için seyredilen dizi, film, eğlence programları, haber ve reklamlardaki hayat tarzlarının, kültürlerin, ekonomik ve siyasi mesajlarının tuzağına düşen insanımız tehlikenin farkında değildir.4 Sihirli kutu bize ekrandaki kahramanlarla aynileşmeyi sunuyor. Ekrandakilerin yaşam tarzı, giyinişi, kullandıkları kelimelere varıncaya kadar anında bize sirayet ediyor. Özgürleşmek ve özgünleşmek başkalaşmaktan dahası popüler olana benzemekten geçiyor diye düşünmeye başlıyoruz. Büyükler tarafında durum bu iken siz bir de körpecik çocukları düşünün.

Cemil Meriç: ‘televizyon; aylak, şuuru iğdiş edilmiş, hiçbir zaman okumak ve düşünmek alışkanlığı kazanamamış sokaktaki adam için icad edilmiş bir nevi afyondur’der. Yerden yere vurduğumuz bu aletin hiç mi faydası yok dediğinizi duyar gibiyim olmaz mı hiç? Hem görme hem işitme duyularına hitap ettiği için-yakında koklama duyusuna da hitap edecektir- eğitim araçları içindeki yeri özeldir. Ondan çok şeyler öğrenilebilir. Fakat çocuklara seyrettirilecek programlar iyice süzgeçten geçirilmeli ve seyretme süresi kısaltılmalıdır. Öğretmenlere ve ailelere çocukları bu sihirli kutunun pençesinden kurtarıp kitabın aydınlık dünyasına getirmek için epey iş düşüyor.

1 Anadol, Cemal. TV Yayınlarının Milli Kültüre Tesiri

2 İnci Gürel, TV’nin İlkokul Çağındaki Çocuklar Üstündeki etkilerine İlişkin Araştırma. Karacan Yay.

3 Anadol. a.g.e s.68

4 Refik İbrahim, Kültürde Dirilmek, TÖV Yayınevi

 



  JP-Bookmark