Rehberlik
Çocuklara Aşkı Anlatmak
IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás
(2 oy, ortalama 5.00 de 5)
Rehberlik - Öğretmenlere Rehberlik
Yazar Administrator   
Salı, 28 Haziran 2011 23:51

Günümüzde küçüğünden büyüğüne her yaş grubu çocuğun temel sıkıntılarından biri de aşk! “Olur mu öyle şey!” diyen kitle bir tarafta, “Ne var bunda takılacak canım, çocuk onlar!” diyen kitle öbür tarafta. Eğitimciler de ortak bir noktada buluşabilmiş değil. Pedagojiden çok dünya görüşünün etkisinde kalan bu durumdur.

Muhafazakar kesim çoğunlukla aşkı kesin surette yasaklarken, sosyal demokratlar genellikle doğal karşılamakta, gelenekçiler olmamasını daha çok tercih ederken, bireyciler onaylayıp pekiştirmektedir. Korumacı anne-babalar izin verilmeli mi, verilmemeli mi kafaları karışık. Töreciler lanetlemekte, batıcılar olmamasını anormallik olarak görmekte. Ne yazık ki; dünya görüşüne göre şekillenen bakış açıları çocukların da kafalarını çok karıştırmakta. Aşık olmanın yasak olduğu dünyaları olan onlarca öğrencim oldu ve hepsi, hiçbir yasak getirilmeyen “Sihirli Annem” “Acemi Cadı” “Küçük Sırlar” vb. dizileri gözlerini 8 açarak izliyorlardı. Kendisinin aşık olmasını engelleyen aynı anne, dizideki tüm aşkları tebessümle izliyor ve izletiyordu. Babalarıyla çocuklarının gözlerini korkutan anne ile ailenin babasının köpekle tasvir edilmesinden rahatsızlık duymayan anne de aynı anneydi ne yazık ki. Çocuklarından onlarca örnek davranış bekleyip aynı zamanda da “Acemi Cadı”, “Selena” gibi okulu “kim kiminle ne yapıyor” yeri gibi gösteren dizileri de iç rahatlığıyla izleten ebeveynler de aynıdır. Daha onlarca örnek verilebilir elbette!

Doğru olan nedir peki?

Eğitimcilerin bile ortak bir noktada buluşamadığı konularda herhangi birine “Doğrudur.” demek elbette zordur! Hayatta her şeyin tek bir doğrusu olduğuna ve bu doğruyu bulmanın tek yolunun aklın bireysellikten kurtulup evrenselliğe doğru gitmek olduğunu inanan bir eğitimci olarak inandıklarımı ve yaşadıklarımı paylaşmak istiyorum.

Öncelikle sevgi insanın mayası olmalıdır. Öyle ki mayası “şiddet” olan insan katil, mayası “öfke”, “nefret” olan insan kendi dünyası için insanlara akıl almaz zararlar veren insanlar haline gelirler. Oysaki mayası sevgi olan insan güzellikleri çoğaltır, yaşamı güzelleştirir, umutları tazeler, yeniler, insanı insanlaştırır… Sevgi tedavi edici özelliği olan belki en önemli ihtiyaçtır. Çocuklarda yaşanan hemen her sorunun çözümünde önce sevgi olması gerektiğine her zaman inandım ve dahası deneyimlerim bunu doğruladı.

- Ödev sorunu olan çocuk

- Şiddet sorunu olan çocuk

- Yas durumundaki çocuk

- İlişki kuramayan çocuk

- Dikkatini toplayamayan çocuk

- ….

Her birey farklı farklı döşenmiş bir evi temsil ediyorsa, sevgi ise tüm evlerin kapısını açabilme gücüne sahip bir anahtardır. Sevgi ile insanların yaşamlarına adım atarsınız. Nereye gideceğinizi, neyi nasıl yapacağınızı ise elbette bireyin kişisel farklılıkları belirler.

- İnsanlar neden yalnız hisseder?

- İnsanlar neden aşağılık kompleksi yaşar?

- İnsanlar neden tükenmişlik yaşar?

- İnsan neden mükemmeliyetçi olur?

- İnsanlar neden kaygı duyar?

- Ödevini ısrarla yapmayan çocuğun derdi nedir?

- İnsanlar neden geceleri korkar?

- Güvensizliğin temeli nedir?

- ….

Daha onlarca ve hatta yüzlerce sorun cümlesi yazılabilir. İnsan aslında her daim yalnızdır. Fakat yalnızlık kimi zaman insanı rahatsız etmezken, kimi zaman çok patolojik sorunlara neden olabilir. Rahatsız edici yalnızlığın nedeni, sevgi beklentisi duyduğu insanlar tarafından beklentinin karşılanamamasının çıkması kuvvetle muhtemeldir. İnsanlar kendileri için önemli ve değerli olan kişiler tarafından yeterince sevilmez, dolayısıyla takdir edilip onaylanmazsa doğal olarak “değersizlik” hissine kapılabilecektir. Bilinen gerçektir ki değersizlik hissi; desteklene desteklene aşağılık kompleksine dönebilir. Beğenilmeme korkusu, kaygısı yüzünden mükemmeliyetçi olabilirler. Korkular-kaygılar-güvensizlik derinine incelendiğinde sevginin eksikliği bulunmaz mı?

Sevgi bu denli değerli ve önemliyken, sevgiyi bir deneyimleme şekli olan “aşk” çocuklara nasıl anlatılmalı?

Aşk, yoğun sevgi hali olarak tanımlanabilir. Çocukların hem aşkı iyi anlamaları, hem yaşlarına uygun tepki vermeleri, hem aşkı “kötü” bir şey olarak algılamamaları, hem de yaşamamalarını isteriz… Peki ama nasıl?

“Sevgili çocuğum, aşk sevgini son derece yoğun bir halidir. Sevgi ise insanlığın göstergesidir. Bir insan unutmamalıyız ki sevebildiği kadar insandır. Sevmek insanı büyüten, yetiştiren, geliştiren, olgunlaştıran ilk yaşantı en güzel duygudur.

Aşk öğrenilen ve zamanla deneyimlediğimiz bir duygudur. Şu soruları düşünmenizi istiyorum:

· Bebekler doğar doğmaz yürüyebilir mi?

· Bebekler doğar doğmaz konuşabilir mi?

….

Evet elbette görmediniz. Bebek doğar önce ağlamayı öğrenir, zamanla gülücük atar, zamanla eee… uu….. gibi sesler çıkarır. Sonra agu… ıgı… lar başlar. Heyecanla izleriz onun gelişimini. Emme, mama, buu, aa, uuu her söylediği şeyde bir şey dediğini sanarız, büyük sevinçler yaşarız. Bebeğin çıkardığı her sesi konuşma SANARIZ.

Bebeğin yürümesi için de aynı durum geçerlidir. Attığı her adımı yürümek sanarız…

İşte aşk da böyle bir şeydir. Aşkı yaşamak için belli bir fiziksel, zihinsel ve duygusal olgunluğa erişmek gerekir. Aynı bebeğin konuşmasında, yürümesinde gereken olgunluk gibi. Bu olgunluğa ulaşma yolunda ilerlerken, yani çocukken, hissettiğimiz kimi sevgileri de AŞK SANARIZ. Oysa aşk o an hissettiğimizin çok daha ötesinde ve üstünde bir duygudur. O süreçte hissettiğimiz aşkımsı duygular ise bizi gerçek ve büyük aşka hazırlar. Siz siz olun o an hissettiğiniz şeyin gerçek aşk olduğunu sanmayın ki gelecekte olgunlaştığınızda yaşayacağınız aşka haksızlık etmiş olmayın.”

Sanırım amacımıza ulaştık…

Aşk dolu bir ömür dileğiyle…


Tuğba GÖRGÜNOĞLU

PSİKOLOJİK DANIŞMAN

 
Eyvah! Çocuğum Okula Başladı!
IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás
(3 oy, ortalama 5.00 de 5)
Rehberlik - Anne Babalara Rehberlik
Yazar Administrator   
Çarşamba, 11 Ağustos 2010 16:16

okul-fobisiSevgili Anneler ve Babalar,

Uzun bir yaz tatilinin daha sonuna yaklaşmaktayız. Okulların açılmasına az kaldı. Pek çok aile çocuğunu yollayacağı okulu seçti. Tabi eskisi gibi okula kayıt sıkıntısı da ortadan kalktı. Adrese dayalı nüfus sayımından sonra hangi okula düşüyorsanız o okula kaydınız otomatik olarak yapılmakta.

Eğer hala okul seçimi yapmadıysanız, biraz geç kaldığınızı söyleyebilirim. Geç kalmak derken, okul bulamamak ya da okulla ilgili teknik hazırlıkları yapmakla ilgili bir gecikmeden bahsetmiyorum elbette.

Özellikle, okula ilk kez başlayacak çocuklar için, anne-babaların pek de üzerinde durmadıkları psikolojik hazırlıktan söz edeceğim dilimiz döndüğünce.

 
İdeal Anne ve Baba kimdir?
IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás
(2 oy, ortalama 5.00 de 5)
Rehberlik - Anne Babalara Rehberlik
Yazar Administrator   
Cuma, 06 Ağustos 2010 22:56

aileHer anne ve baba çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek ve mükemmel bir ebeveyn olmak ister ama bu bazı sorunları da beraberinde getirir.

İdeal bir ebeveyn olmaya çalışırken, istemeden çocuklarımızı disipline ederek, onları kafamızdaki şablonlara göre yetiştirmeye çalışırız. Ortaya çıkan iletişim sorunlardan yola çıkarak uzmanımız Dilek Kırcaoğlu, sizler için ideal anne ve baba olmanın yollarını anlatıyor.

Var olan ebeveyn-çocuk ilişkisinde, mükemmel çocuk yetiştirmek adına pek çok yanlışlar yapmaktayız. Çoğu zaman kendi yapamadıklarımızı çocuklarımız yapsın isteriz. Bununla birlikte en mükemmel anne baba tipi nasıl olur bunun arayışına gireriz.

 
Çocuklar Neden Yalan Söyler?
IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás
(1 oy, ortalama 5.00 de 5)
Rehberlik - Anne Babalara Rehberlik
Yazar Ramazan SAKİN   
Salı, 03 Ağustos 2010 17:05

yalanvecocuk

Yalan söylemek, insanın kaygı ve korku duyduğu anlardan kurtulmak için başvurduğu savunma mekanizması, yani kendini koruma yoludur. Zararlıda olsa Zarasızda olsa yalan… yalandır. Sonuçta kişinin kendini aldatması ve bununla birlikte başkalarını da adatmaya çalışmasıdır. Bir hatayı gizleme amacı ile gerçeğe uygun olmayan bu girişim sözle olabildiği gibi bazen de ,jest,yazı ve susma ile de olabilmektedir.
Yalan ile hayal gücüne dayalı abartılar birbirine karıştırılmamalı.

Aileler Çocuklarda 6-7 yaşlarına kadar görülen abartılı söylemler ve hayallerle ilgili ifadeleri gerçeğin tam olarak çarpıtılması anlamına gelen yalanla karıştırılmamalıdır. Çocukların gelişim süreci içinde gerçeklik duygusunun oturması biraz zaman alır. Çocuklar anlattıkları olayları biraz abartılı ve zengin hayal güçlerini kullanarak gerçek olmayan abartılı şeyler anlatabilirler. Örneğin; dev gibi bir kedi gördüğünü, sindi bebeği ile konuştuğunu söylemesi gibi. Aileler bu anlatılanlar ile bir uyum davranış bozukluğu olan yalanla karıştırılmamalıdır.

 
Anne ben aşık oldum!
IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás
(2 oy, ortalama 5.00 de 5)
Rehberlik - Anne Babalara Rehberlik
Yazar Ramazan SAKİN   
Perşembe, 29 Temmuz 2010 20:11

cocukaskBu bütün anne-babalar için sihirli bir cümledir. Bir anda o küçük yaramazın büyüdüğünü fark edersiniz. Bir yandan da “Bu çocuğun boyu posu ne ki aşık olsun.” diye düşünür ve aslında ne hissettiğini merak edersiniz. Psikolog Serap Duygulu: “Hemen belirtelim ki, çocuklar gerçekten de aşık oluyorlar. Sevgi anlamında gerçekten de bir aşk yaşıyorlar. Biz yetişkinlerden henüz cinsel kimlikleri gelişmediği için ve hormonal faaliyetleri başlamadığından sadece bu yönüyle ayrılıyorlar, ancak duyguları çok yoğun ve gerçekçidir.” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Gelişim dönemlerine baktığımızda çocuk kendisinin başkalarından farklı bir birey olduğunu bir yaşının bitimiyle beraber fark etmeye başlar. Ardından da başkalarından bağımsız kararlar alabildiğini, insanlara isteklerini kabul ettirebildiğini de net olarak algılar. Üstelik yapabildiklerini gördükçe yeni davranış kalıpları oluşturmaya başlar.” diyor. Bu dönemde çocuğunuzun karakterinin yapı taşları yerlerine oturur. Hayatın ilk birkaç yılında en önemli varlık siz olursunuz. Çocuğunuzun, merkezinde yer alan yegane sevgi nesnesi durumundayken yaklaşık 3 yaş civarı dengeler değişmeye başlar. Bu 3–6 yaşlar arasını kapsayan ilginç bir dönemdir. Çocuklar cinsiyetlerinin aksi yönde sevgilere yönelirler. Cinsel kimlikler oluşmaya başlar. Kız çocuklar babalarına tutkuyla bağlanırken, erkek çocuklar için anne bir tanrıça konumuna geçer. Bütün bu süreçler son derece normal ve olması gereken dönemlerden oluşur. Cinsel kimlikler oluşurken çocuklar başka bireylere ve özellikle yaşıtlarına yönelirler. Artık ilgi alanları karşı cinsten akranları olur.

Ebeveynle özdeşim kurmak
Aşık olduğunu söyleyerek karşınızda duran çocuğunuza bakarken, bu duygunun çocuğunuzun gelişimi için olması gereken sağlıklı bir durum olduğunu bilmelisiniz. Çocuklar hayatlarındaki her şeyi modelleme ve sembolize etme yoluyla öğrenirler. Kız çocuklar, annesini model alarak önce en yakınındaki erkeğe yani babasına aşık olur. Erkek çocuk da babasını modelleyerek, annesine karşı bu duyguyu geliştirir. Bunlar çocukların gelişiminde önemli dönemeçlerdir. Bu duygular sırasında nasıl davranacağını bilmeniz hem çocuğunuzun gelişimi açısından hem de cinsel kimliğini bulması bakımından çok önemlidir. Burada yapılabilecek en büyük hata; çocukla alay edilmesi ve duygularının hafife alınmasıdır. O, son derece sağlıklı bir şekilde aslında sizi taklit etmekte ve hayatının ilk basamaklarını geçmektedir. Sosyal bir birey olmasının yolu da başkalarına karşı değişik duygular geliştirebilmesi ve bunu doğru biçimde ifade edebilmesidir. Bütün bu nedenlerden dolayı sizin tavrınız önemlidir.

Çocuğunuz, okul öncesi dönemde yakın arkadaş çevrelerinden arkadaşlarına aşık olurken, daha büyük yaşlarda bir şarkıcıya ya da bir oyuncuya karşı bu duyguları hissedebilir. Bu süreçler de normaldir, ancak durumu dikkatle izlemelisiniz eğer çocuk sadece bu tip bir aşkla yetiniyorsa sosyalleşmeyle ilgili ya da kendine güvenle ilgili bazı sorunlar oluşabilir. Elbette bir ünlü idol olarak ilgisini çekebilir ama başka bir arkadaşa yönelik somut bir duygu da yaşamalıdır. Burada kendinize dönük eleştirilerde bulunmanız gerekebilir. Belki de çocuğunuz size duygularından bahsettiğinde, ona takındığınız tavırdan incinmiş ve size artık anlatmaktan vazgeçmiş olması da mümkündür. O nedenle çocuğunuzla olan ilişkinizde davranışlarınız son derece önemlidir. Arkadaşları, çocuğunuzun hayatına girer ve çıkarlar ama siz birbirinizin hayatında kalıcısınız. Onun size olan güveni her şeyden önemlidir. Bu öneme uygun olarak davranmalı ve onların sizi modellediklerini göz önünde bulundurmalısınız.

Nasıl tepkiler vermeli ve ne yapmalı?

Her ne olursa olsun çocuğunuz, size birisine aşık olduğunu söylüyorsa, mutlaka ve öncelikle onu dinlemelisiniz. Son derece ciddiye alarak, alay etmeden ve önemseyerek, çünkü size en önemli şeyden yani duygularından bahsediyor. Bir çocuğun sahip olduğu bundan daha önemli başka bir şey yoktur. Üstelik ona önem vermek ve onu dinlemek daha pek çok açıdan önemlidir:

• Sağlıklı bir iletişimin temeli öncelikle dinlemekten geçer. Onu dinlemelisiniz.

• Çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimine saygı göstermek, onun da saygı göstermeyi öğrenmesini sağlar.

• Kendine güven duyan bir birey olması için asla alay etmemeli, duygularını hafife almamalısınız.

• Size güven duymasını sağlamanız önemlidir. Aranızdaki yakınlığı artırır, iletişimi kolaylaştırırsınız.

• Onu dinlemeniz, büyüme aşamalarında da size danışmasını ve yaşadıklarını sizinle paylaşmasını sağlar.

• Siz onu dinlediğiniz için o da sizi dinler ve fikirlerinize önem verir.

• Duygu ve düşüncelerini ifade etmekten sıkılmaz, çekinmez ve başkalarının duygularına da önem verir. Empati kurmayı öğrenir.

• Birbirine önem veren, birbirine saygı gösteren bireylerden oluşan bir aile ortamında sağlıklı bir yetişkin olarak büyür ki bu en önemli kazanımdır.

Sonuç olarak çocuğunuz, duygularını nasıl ifade ederse etsin, onu ayıplamadan, eleştirmeden, kızmadan ve utandırmadan dinlemeniz gerekiyor. Çocuğunuz hayatındaki en önemli duyguları açıklarken aile olarak davranışınız çok önemlidir. O duygularını anlattıktan sonra ona ne hissettirdiğinizi anlamaya çalışmalısınız.

• Suçluluk duyuyorsa,

• Sizinle konuşmaktan kaçınıyorsa,

• Size öfkeli davranıyorsa,

• Artık aşkından ya da duygularından bahsetmiyorsa, doğru bir tutum takınmadığınızı düşünmelisiniz.

Öneriler

Çocuğunuz, sizin çocuğunuz ve dolayısıyla da onu en iyi siz tanırsınız, ancak emin olun çocuklar sizin onları tanıdığınızdan daha iyi sizi tanırlar çünkü o toplam yaşı kadarlık bir süredir sizin hayatınızdayken, siz onun bütün ömrü boyunca hayatında yer alıyorsunuz. Bu ne demektir? Çocuklar sizin ne hissettiğinizi, ne düşündüğünüzü, bir şey söylerken aslında ne demeye çalıştığınızı çok iyi bilirler. Dolayısıyla çocuğunuzla konuşurken ya da onu dinlerken:

• Samimi ve dürüst olun.

• İnanmadığınız bir konuda çocuğunuzu ikna etmeye çalışmayın.

• Çocuğunuza zaman ayırın, ertelemeyin. Duyguların ertelenmeyeceğini unutmayın.

• Olur olmaz yerde çocuğunuzun size anlattıklarını başkalarına anlatmayın.

• Duygularıyla alay etmeyin ve başkalarının da alay etmesine izin vermeyin.

• Çocuğunuzun küçük olması demek yaşadıklarını da küçük görmenize yol açmamalı. Onu ve duygularını ciddiye alın.

• Çocuğunuz kendi anlatmak istediği sürece onu dinleyin ve yargılamalarda bulunmayın. Aşık olduğunu söylediği arkadaşını eleştirmeyin. Bu büyük hata olur. Size olan güvenini kaybedersiniz.

• O anlatmadıkça durup durup aşkından konu açmayın ve zorla anlattırmaya çalışmayın.

 

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 2