Warning: Parameter 3 to botRokZoom() expected to be a reference, value given in /home/sakinnet/public_html/libraries/joomla/event/dispatcher.php on line 136
Neden Okumuyoruz? 2

Bu yazı 3520. kez sizin tarafınızdan okunuyor.

IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás
(4 oy, ortalama 5.00 de 5)
Köşe Yazıları - Köşe Yazılarım
Yazar Ramazan SAKİN   
Perşembe, 23 Eylül 2010 20:47

Neden okumuyoruz? Sorusuna birçok sebep bulabiliriz. Bu sebeplerden bir kısmına Ertuğrul Erdoğan beyin yazısı ile cevap bulmaya çalıştık. Bu yazımızda ise soruna başka bir pencereden bakmaya çalışacağız.

Matbaanın icadından tam olarak iki yüz yetmiş iki yıl sonra gelmesi ve geldikten sonra ise basılan yayın sayısının yok denecek kadar az olması sebeplerden birisi olarak gösterilebilir.

Cumhuriyetin ilanından sonra malum okuryazar sayısı yok denecek kadar azdı. Daha sonra yapılan çalışmalarla bu oran muasır medeniyetler seviyesine çekilmeye çalışıldı. Okuryazar oranını artırma ve okuyan bir toplum yaratma çalışmaları sürerken diğer taraftan da bu çalışmalar baltalanmaya başladı.

Şöyle ki; Nazım Hikmet okuyanlar “komünist”, Necip Fazıl okuyanlar “faşist”, Sait Nursi veya Kuran okuyanlar “dinci” yaftası ile yaftalanmaya başlandı. Hatta bu yaftalamalarda kesmedi birçok kişi sırf kitap okudukları için cezaevlerini boyladılar.

Bu uygulamaları yapanların göremedikleri gerçek ise Nazım Hikmet ve Necip Fazıl dostluğu idi. Bu uygulamaların akabinde yeni yetişen nesil ise artık kitap okumaktan korkar hale geldi.

Hepimiz çocukluğumuzdan itibaren bir korku ile büyütülürüz. “Yaramazlık yaparsan polislere veririm.” “Beni üzersen doktora götürür iğne yaptırırım.” Hocam eti senin kemiği benim.” “Şu kitabı okuma şu olursun.” “ O kitabı okuma bu olursun.” Safsataları arasında okumayan, araştırmayan bir toplum yetiştirdik. Bununla ne kadar öğünsek azdır doğrusu.

Günümüze geldiğimizde ise aileler çocuklarının okuması için adeta çırpınıyorlar. Ancak unuttukları bir şey var. Kendileri TV başında otururken; “Hadi kızım odana geç kitabını oku.” “Oğlum hiç kitap okuduğunu görmedim.” Şeklinde uzayıp giden kuru nasihat veya emir kipleriyle okuma alışkanlıklarını artırmaya çalışıyoruz.

Peki, biz öğretmenler bu durum karşısında ne yapıyoruz? Birçok meslektaşımız okuma denen alışkanlığı Üniversite son sınıfta okulu bitirirken bitiriyor. Sonrasında ise sürekli şikâyet etmeye başlıyoruz. “Devlet bize gazete parası verdide biz okumadık mı?” Devlet bize ne veriyor ki biz kitap alalım?” İyi güzelde bunlar boş mazeretler ve artık kendileri bile inanmıyorlar. Nedenine gelince; artık herkesin evinde internet denen teknoloji var. Gazetelerin tamamını ise ücretsiz okuyabiliyorlar. E-kitap diye bir şey icat oldu. Kahve köşelerinde ve sigaraya harcadıkları paranın yarısını kitaba harcasalar bu tür dertleri olmayacak. Ayrıca kaç öğretmen derse girerken elinde bir kitapla girip öğrencilerini kitap okumaya özendiriyor?

Hani dedik ya; “Neden Okumuyoruz?” sorusuna birçok cevap bulabiliriz. Ama bir an önce çözüme gitme zamanı geldi de geçiyor bile.

Okumanın manası, kişi Hakkı bilmektir / Sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır? İnsanın biraz kendini bilmesi lazım... Biraz da haddini bilmesi lazım...




İlgili Haberler:
Yeni Haberler:
Eski Haberler:

  JP-Bookmark