Warning: Parameter 3 to botRokZoom() expected to be a reference, value given in /home/sakinnet/public_html/libraries/joomla/event/dispatcher.php on line 136
TUĞLA KAFA EĞİTİM ZİHNİYETİ

Bu yazı 2193. kez sizin tarafınızdan okunuyor.

IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás
(2 oy, ortalama 5.00 de 5)
Köşe Yazıları - Köşe Yazılarım
Yazar Administrator   
Pazartesi, 21 Haziran 2010 22:57

Durduk yerde nereden çıktı bu tuğla kafa zihniyeti demeyin. Sayın Yılmaz ÖZDİL’in (YGS)yazısını okuduktan sonra, uzun zamandır düşünüpte yazamadığım yazımın başlığına ilham kaynağı oldu. Açıkçası birebir aynen aldım.

Ülkemizde bir ilköğretim öğrencisinin devlete maliyeti yaklaşık olarak 2.000 dolar düzeyinde. (Buna veliden alınan eğitime katkı payı hariç) Dünya klasmanında ise eğitime ayrılan kaynak bakımında 91. sırada görünüyoruz. (Kaynak: http://www.nationmaster.com/graph/edu_edu_spe-education-spending-of-gdp)

Oysa ülkemizde sadece bir ilköğretim öğrencisi için devletin harcadığı para 2.000 dolar. Peki, velilerin okullara ödedikleri aidat ve bağışlar! dershanelere oluk oluk akıttıkları paralar! evlerde aldırdıkları özel dersler için verdikleri paralar! Özel okullarda okuyan öğrencilere ödenen paralar! Bunlar sadece ilköğretimdeki eğitime harcanan paralar. Orta öğrenim ve yüksek öğrenim kısmına geçilince bu rakamların katlanarak arttığını görmemek imkânsız. Diğer yandan vatandaşın yediğinden içtiğine aldığı her üründe Eğitime Katkı Payı adı altında devlete ödediği vergileri üstüne eklediğimizde sanırım açık ara lider oluruz. Çok para harcıyoruz ama plansız programsız rasgele para harcıyoruz. Peki, bunca parayı eğitime harcayan bir ülke olarak hala eğitimde sorunlar yumağı ile neden uğraşıyoruz?

Ülkemizde eğitim adına birçok kampanya düzenlenmekte. Bunların içinde en çok okul yaptırma kampanyaları rağbet görüyor. Büyük işletmeler, işadamları ruhu olmayan tuğlaları üst üste koyup birazda süsleyerek devletin eline teslim ediyorlar. Bu okulları yaparken harcadıkları her kuruşu da fazlası ile vergiden düşüyorlar. Devlet okul yapma görevini vatandaşının sırtına, okul giderlerini velilerin sırtına yüklemiş durumdadır. Çok yakında öğretmen maaşlarını da vatandaşların sırtına yüklerse şaşırmayın.

SBS sınavlarında ilk sıraları özel okullar paylaşıyor. Özel okullar devletin sırtındaki yükü alıp yükünü hafifletiyor aynı zamanda SBS de başarıyı yakalıyor. Özel okulda okuyan öğrencinin devlete sıfır maliyeti olduğu gibi ayrıca bu kurumlar istihdam sağlayarak ve vergisini vererek devlete inanılmaz bir katkı sağlarken uygulamada ise sürekli üvey evlat muamelesi görmekte.

İki yüz bin öğretmen açığı olan bir ülkede hala KPSS özürlü bir eğitim sistemi ile nereye varılmak isteniyor bilen varsa beri gelsin. Başka bölümleri okuyan gençlerin alanları dışında iş bulma imkânları varken öğretmen olan gençlerin öğretmenlik dışında başka bir iş yapma imkânı da yok. Ve bugün on binlerce eğitim mezunu işsizler ordusunun neferi durumunda.

Sınavlarda üç yanlış bir doğruyu götürür. Ama eğitim sistemindeki bir yanlış bütün doğruları götürür. İlköğretimin sonundaki SBS sınavının kaldırılmasının gündeme geldiği son günlerde yerinede sanırım DBS (Düzey Belirleme Sınavı) getirmeyi düşünüyorlar. Çünkü ülkemizde sistemi değiştirmek yerine adını değiştiriyoruz sorunda kökünden halloluyor. SBS gelirken güya vatandaşı dershanelerin elinden kurtaracaklardı. Ama kazın ayağı hiçte öyle olmadı. OKS döneminde öğrenciler 7. veya 8. sınıfta dershaneye giderlerdi. Dershaneler ekonomik krize girmiş olacak ki; gitti OKS geldi SBS ve öğrenciler 4. sınıfta dershaneye gitmeye başladılar. Böylece dershanelerde krizden kurtulmuş oldu.

Bir öğretmen maaşının 1.500 TL olduğu bir ülkede bir öğrencinin cebindeki telefon 1.500 – 2.000 TL ise, öğretmen o öğrenciye ne kadar faydalı olabilir ki? Diğer yandan daha iyi şartlarda okusun diye özel okula üç kuruş veren velinin utanmadan okulu, öğretmeni hizmetliyi satın aldığını düşünmesine ne demeli? Hatta bir adım öteye gidip, utanmasa okulun tapusunu isteyecek velilere ne demeli?

“Önce öğretmen” “Öğrenen öğretmen” ilkesini bir kenara atıp, “Önce okul binası” derseniz Tuğla zihniyetinden kurtulamazsınız. “Okuyan araştıran öğrenciler” yerine “Tost yiyen - test çözen öğrenciler” yetiştirmeye devam ederseniz.




Yeni Haberler:

  JP-Bookmark