Warning: Parameter 3 to botRokZoom() expected to be a reference, value given in /home/sakinnet/public_html/libraries/joomla/event/dispatcher.php on line 136
Eleştiriyi Tenkit Etmek!

Bu yazı 2952. kez sizin tarafınızdan okunuyor.

IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás
(2 oy, ortalama 5.00 de 5)
Makaleler - Eğitim Makaleleri
Yazar Administrator   
Perşembe, 08 Temmuz 2010 20:49

elestiri

Eleştiri (tenkit): Bir şeye kıymet biçme, o şeyi kıymetlendirme demektir. Aslı Yunanca "Kritikos" kelimesinden gelen "Critic" (hükmetme) karşılığı olarak dilimizde kullandığımız "tenkit" kelimesi "nakd" kökünden türemiştir. "Nakd", bir şeyi satın alırken verilen akçe, kıymet ölçüsüdür ve tenkit, o şeyi kıymetlendirme anlamını taşır. (F. A. TANSEL, İyi ve Doğru Yazma Usûlleri, Cilt: I-II, s. 192)

Bir eser ya da yazar hakkında inceleme yapan ve bir değer yargısına varan kişiye eleştirmen (münekkit = tenkitçi) denir. Eleştirmen; düşünce, sanat ve edebiyat alanında topluma yarar sağlayan; sanatın, sanatçının ve toplumun yol göstericisi olan; eserlerdeki zenginlikleri gözler önüne seren; okuyucuya kılavuzluk yapan kişidir.

 

Eleştiri... İnsanoğlunun en çok haşir neşir olduğu, ama ne olduğu, nasıl olması gerektiği konusunda en ufak bir fikrinin olmadığı acayip şey. Kimi insanların, kimilerini yerin dibine sokarken ya da bazı insanların bazılarını yüceltirken kullandıklarını iddia ettikleri çok amaçlı kullanıma uygun -iki tarafı keskin bıçak gibi mesela- araç. Bu araç bazen saldırı için kullanılıyormuş, bazen de muhatabı onure etmek için kullanılıyormuş.

Eleştiri denen bu araçla insanoğlu haşir neşir olur dedik ya, zaten aksi düşünülemez, kâinatta tek bir şeye, birbirine taban tabana zıt misyonlar yükleyen herhalde başka bir canlı daha yoktur insandan başka.

Kimleri de hastalık diyor. Eleştiri hastalığı. Eleştiri hastası. Başka tabirler de var mesela eleştiriye açık insan ya da kişi aşmışsa kendini bu tip insanlara da her türlü eleştiriye açık insan denir. Hele bir de olumlu-olumsuz ikilisi var evlere şenlik.

Düşünüyorum da ne kadar da çok işlevi varmış bu yedi harfli zavallı kelimenin. Asıl zavallı zavallılaştırıldığı iddia edilen midir, yoksa zavallılaştırdığını iddia eden midir? Gibi bir tartışmaya şimdilik girmeyelim ama ortada bir zavallılığın olduğunu da not edelim balık hafızamızın tozlanmaya fırsat bulamayacak herhangi bir köşesine.

Nedir bu dillere pelesenk olmuş yedi harfli, zavallı olup olmadığı bile belli olmayan acayip kelime? Bu yedi harfli kelimenin hayat hikayesine kısa bir göz atmakta yarar var sanırım.
Araplar 'tenkit' diyor. İngilizler 'criticize' biz Türkler de alıp eleştiri demişiz.

Eleştiri bize Tanzimat hareketinin getirdiği yeniliklerden biri. Aslında insanoğlunun fıtratında vardır eleştiri. Sürekli eleştiririz, bu böyle olmasaydı da şöyle olsaydı, böyle olması iyi değil keşke şöyle olsaydı gibi. Sözlü olarak belki ilk insanlardan beri süregelmiş ama yazının icadından sonra söz düzeyinden yazı düzeyine çıktı. Ve bu, insanda var olan başıboş eleştiriyi sistemleştirerek ona bir kimlik kazandırdı. Bilhassa yazılı kültürün batıda hızla gelişmesine paralel olarak eleştiride gelişti. 18. ve 19. yüzyıllarda edebiyat akımları arasında önemli bir yere sahip oldu ama edebiyatta bir tür olarak belirlenmesi ise 19. yüzyılın ortalarında kendini eleştirmen olarak ortaya koyan ve eleştirinin kurallarını belirleyen Sainte-Beuve sayesinde oldu.

İnsanların hislerini, beğenisini veya beğenmeyişini dile getirmeyi eleştiri üstlendi tarih boyu. Eleştirinin ne olduğu konusuna gelince, bu konuda farklı tanımlar var, bir kaçını verirsek sanırım eleştirinin ne olduğu konusunda bir fikir sahibi olabiliriz;

Şiir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle inceleyip açıklamak, anlaşılmasını sağlamak ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik.(1)

Şiir sanat eserinin (roman, hikaye, şiir, resim ..vb. gibi) yapısı, özü, başarılı ve başarısız yönleri üzerinde yapılmış inceleme yazılarına eleştirme denir. (2)

Günümüzde ve geçmişte eleştiri tanımları arasında farklılıklar olmuştur. Tanımlar kargaşası içinde,
-Gerçek eleştiri nedir ve nasıl olmalıdır?-sorularına yanıt arama sürecektir. Çünkü eleştiri bir bilim değildir. Böyle olunca da duygusallık ve çıkar çatışmaları her zaman eleştiriyi boşlukta bırakmaya tutsak edecektir. Bilim, anlamları inceler; eleştiri ise anlam üretir ve bilimle okuma arasında yer alır. (3)

Eleştiri bir önemsenmenin kanıtıdır. (4)

Eleştiri erhangi bir sanat ve fikir veriminin özünü, yapısını, değerli-değersiz yönlerini irdeleyen ya da bazı kimselerin toplum karşısındaki tutum ve eğilimlerini eleştiren; bunların, toplumun gelişim düzeyine uyup uymadıklarını belgeler ve örneklerle belirten gazete ve dergi yazılarına eleştiri denir. (5)

Eleştiri debiyat ve sanat eserlerini açıklama ve yargılama sanatı. (6)

Buradaki en güzel tanım Herhangi bir sanat ve fikir veriminin özünü, yapısını, değerli değersiz yönlerini irdeleyen ya da bazı kimselerin toplum karşısındaki tutum ve eğilimlerini eleştiren; bunların, toplumun gelişim düzeyine uyup uymadıklarını belgeler ve örneklerle belirten gazete ve dergi yazılarına eleştiri denir. şeklinde yapılan tanım.

Dikkat edilirse değersiz yönlerin yanı sıra değerli yönlerde irdelenir yani sadece olumsuzluklara odaklanma yok. Günümüz eleştiri anlayışının bence en büyük sıkıntılarından biri bu. Olumlu eleştiri-olumsuz eleştiri gibi tabirler -ki bence son derece komik tabirlerdir- bu yüzden ortalıkta dolanırlar. Bence eleştiri sözcüğünün başına lumlu ya da lumsuz gibi sıfatlar getirmek bu olguyu baştan katletmek demektir. Eleştiri, yukarıda dördüncü maddede verdiğim tanımda Cahit Tanyol hocanın belirttiği gibi ..bir önemsenmenin kanıtıdır. Siz bir eleştiriye olumsuz derseniz size yöneltilen eleştiriyi yani aynı zamanda sizi önemsemeyi de olumsuzlamış olursunuz. Bir nevi önemsizliğinizi kabul etmiş olursunuz. Ben kendini önemsiz zanneden çok az insana rastladım, ki onlarda eleştiri gibi eleştirilmiş olma gibi dertleri olmayan umutsuz vakalardı. Yani hemen hemen her insan önemsenmeyi bekler. Bekler ama beklerken da aldığı eleştirilere işine gelmediği zaman olumsuz damgasını yapıştırarak kendi önemsizliği ilan eder. Bu garip durum da sadece insan denen mahlukatta var galiba.

Eleştiri olumsuz olamaz, eleştiri yıkıcı olamaz. Amacı iyiye, güzele, doğruya ulaşmak olan bir uğraş nasıl olur da yıkıcı diye nitelendirilebilir. Nasıl olacağınıda ben söyleyeyim, eleştirilen kişinin hesabına gelmiyorsa eleştirilmek, o eleştiri yıkıcıdır, olumsuzdur, kasıtlıdır vs. Ama tabi burada unutulmaması gereken bir durum var. Her değerlendirme, bazen sataşma-hakaret şekline dönüşen her yorum vb. durumlarla eleştiri arasına da bir sınır koymak lazım.
Eleştiri özelde bireylerin genelde toplumun tekamülü için hayati önem arz eden bir müessesedir. Eleştiri eksiklerin ortaya çıkarılması olmamalı, eksiklerin tamamlanmasına yardımcı olmalı. Eleştiri yapılırken kesinlikle peşin hükümlü olmamalı, çok yönlü ve objektif olunabilmelidir.
Evet eleştiri denen yedi harfli sözcüğün tanımını da tarihsel gelişimini de verdim az çok.
Başından beri eleştiri için yedi harfli kelime diyorum ama yedi harfli değil sekiz harfli. Acaba bu yazıyı okuyan kaç kişi fark etti en başından. Fark edenler acaba neler düşündüler. Ya da fark etmeyenler acaba neler düşünüyorlar. Kim bilir belki en başından fark edip 'Hadi be sende. Bir kelimenin harflerini adam gibi sayamıyorsun da tanımını nasıl yapacaksın, tanımında onun gibi olur' deyip ön yargılı davranıp ta okumayan ya da şüpheyle okuyanlar olmuştur ya da hiç fark etmeyip yargısız sorgusuz okuyanlar.

Hangisi makul sizce, ön yargılı davranıp okumayan ya da şüpheyle okuyan mı yoksa hiç sorgulamadan yargısız okuyanlar mı?

Hangisi olması gereken "eleştirel bakış açısı" sizce?

Ek: İşaret parmağınız ile birini işaret edip gösteririken (eleştirirken), alttan üç parmağımızın kendimize dönük olduğunu unutmayalım.

Ramazan SAKİN

Eğitimci Yazar

Kaynakça

(F. A. TANSEL, İyi ve Doğru Yazma Usûlleri, Cilt: I-II, s. 192)

(1) Türkçe Sözlük 1,sy.451,1988

(2) 150 Soruda Türkçe Temel Bilgiler, Ahmet Köklügiller, sy.15, 1975

(3) Roland Barthes, Varlık, sayı: 741, Haziran 9

(4) T.E.Yahya Kemal, Cahit Tanyol, sy.28, Remzi Kitabevi, 1985

(5) Kompozisyon Bilgileri, Kemal Gariboğlu, sy.245, Serhat Yayınları

(6) enkit veya Tenkid maddesi, sy.57, Meydan Larusse

 




Yeni Haberler:
Eski Haberler:

  JP-Bookmark